Su üstünde snowboard ya da rüzgârsız sörf keyfi... Birçok sporun
birleşimi olan bu yeni su spor dalı gittikçe yaygınlık kazanıyor. Wakeboard adını teknenin yarattığı dalga (Wake) ve tahta (board) dan
alan,sörfçülerin icat ettiği, boardçulara hizmet eden, adrenalin , heyecan ve hız dolu bir spor.80'li yıllarda benimle beraber doğan ,2020 de olimpiyatlara dahil edilmesi planlanan bu spora bir de ben el attım.Her zaman ki gibi eşimin teşviği ile ,geçen yaz bir haftasonu Sukay park ile tanıştık.
Kalbim kadar temiz bu hatıra defterine :) öncelikle kısa bir not düşmeden edemeyeceğim;beni bu sporla tanıştıran eşime ve Bursa'yı 365 gün kayak şehri yapma sloganı ile Sukay Park'ı yaratan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe'ye sonsuz teşekkürler.Belediye Başkanı'nın yaptığı işten memnun olduğuna eminim fakat eşimin her hafta sonu benimle sukaya gelmekten memnun olup olmadığına emin değilim.
Şu San Diego enteresan bir yer. Tüm yeni nesil mucitler oradan
çıkmakta. Tabi bu mucitlerin fizik veyabiyoloji gibi sıkıcı
araştırmalarla ile uzaktan yakından ilgisi yok.
Onlar ne hikmetse 1985 deTony Finn’in yaptığı gibi “Skurfer” denen
enteresan bir board icat edebiliyor ve her plajda zıpla*****
insanlara bu garip görünüşlü post modern şişko ve güdük sörfün suda
gittiğini ispatlamaya kalkışabiliyorlar.
Sonra 80’lerin sonunda Herb’OBrien çıkmış ve madem birileri bu
tahtanın üstünde takla atmak istiyor bari adam gibi bir tasarım
yapayım da rahat etsinler demiş.
Sonrası tahmin ettiğiniz gibi. İlk
basınç kaynaklı yarı yüzerlikli wakeboard ile sudan kalkabilme
özelliğini kazanan bu aktivitenin seri üretime geçmesi ve bugünkü
dev endüstriye dönüşmesi için pek fazla zaman geçmesi gerekmemiş.
amerikalılar eglenmesini biliyor ,
canyeleği,board ve sizi cekecek bir tekne ..
Spor ilk olarak tekne arkasında başlamış fakat Sukay Park gibi Kablo Park (Cable Park) larda bu sporu yapmak hem maliyet açısından daha ucuz hemde fiziksel koşullar itibarı ile daha eğlenceli.
Birazda Mekanımız Sukay Park'tan Bahsedelim;
Her ne kadar biz yeni idrak etsek te ,Sukay Park 4 yıl önce Türkiye'nin ilk Kablolu Su Kayağı tesisi olarak Bursa'da hizmete açıldı.Öğrendiğim kadarı ile Belediye başkanı Recep Altepe'nin yurt dışı gezilerinde görüp Bursa'ya uyarlama isteği ile ortaya çıkan bir tesis.Kim akıl ettiyse çok iyi etmiş çünkü tesis öncülüğü ile sporun Türkiye yayılmasına ve Bursa'dan şampiyon sporcular yetişmesine vesile oldu.Bu yaştan sonra amatörlüğün ötesine gidemeyeceğimi bilsemde ,Türkiyenin en iyi wakeboardçu gençleri ile beraber kaymak bile güzel.
Sukay Park sadece wakeboard değil waterski , kneeboard , mono vb su sporlarını yapabileceğiniz bir mekan.Tesis'te sporların herhangi birinden başlayıp ders alabilirsiniz.Bunun yanında zaten spora yeni başlıyorsanız 2 saatlik başlangıç dersini almalısınız (Ücreti 20 Tl civarı).
Wakeboard yapmak için tesis kuralı gereği can yeleği (impact vest'te olabilir) ve Kask kullanmak zorundasınız.Bu malzemeleri board ile beraber kiralayabilirsiniz.Kira ücreti ve 2 saatlik kayma ücreti sadece 25 TL.Tesis sabah 10 da açılıyor,kapanıi ise saat 19:00 'da.Bursa'da olan ve denemeyen varsa çok şey kaçırıyor.
Bu arada Bursa Sukay Park 'tan sonra Kocaeli Gölkay , Samsun Sukay , Antalya Hipnotics gibi birçok tesis hizmete girdi.
Wakeboard 'a Başlarken Nelere Hazır olmalı? ;
- Yukarıdaki video'da benim yaptığım gibi bol bol düşmeyi hazır olmalısınız
- İzleyenlerin sizin düşüşlerinize gülmesine hazır olun
- Bol Bol su yutacaksınız
- Denemenin ertesi gün ve devam eden bir hafta bütün kol kaslarınız ağrıyacak
- çok eğleneksiniz :)
- 2-3 günlük deneme sonunda aşağıdaki video'daki gibi jump start yapabilirsiniz
Wakeboard 'un faydaları ;
- Board'un üstüne ilk çıkabildiğiniz turdaki mutluluk tarif edilemez,bu spor insana başarmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor.
- Kablo sizi yaklaşık 30 Km hız ile çekiyor,zıplamalarada başlarsanız adrenalin ile beraber sınırsız eğleneceksiniz.
- Her Pazar benim için New Trick Sunday ,çok fazla birşey yaptığım yok ama sürekli küçük yeni numaralar yapmaya çalışıyorum.Başardıkça kendime güven duygum artıyor.
- Wakeboard gerçek bir spor, Kol , göğüs ve bacak kaslarımın gerçekten geliştiğini hissediyorum.İlk haftalarda çektiği kas ağrıları boşuna değildi.Unutmayın No Pain, No Gain!
- Sporcudan zarar gelmez,iyi insanlarla tanışabilirsiniz.
Birkaç Çaylak Tavsiyesi;
- İlk denemenizde mutlaka ders alın
- Park Kurallarını çok iyi öğrenin ,önünde düşen biri varsa(gerekli deneyime sahip olana kadar) kabloyu bırakmak gerekliliği gibi basit kuralları uyun.
- Kask ve Can yeleği kullanın
- Isınmadan spora başlamayın,yoksa bel vb bölgelerde ciddi sakatlıklar olabilir.
- Board ve Suda kayış mantığını tamamen kavramadan atlamalı zıplamalı olaylara girmeyin.Atlama dedimde buda benim ilk Kicker Jump'ım :) ;
SukayPark'ta görüşürüz :)
Sevgiler
Cahit Adil Kaner
Güncelleme;
Blog'um www.cahitadilkaner.com adresine taşındı yazılarımın devamına yeni adresimden ulaşabilirsiniz
Bloga mayıs ayından beri yeni bir şey ekleyemedim.Kendime yarattığım yeni uğraşlar ,yoğun iş temposu vb bahaneler derken blogu baya bir boşladık.Arayı Gökçeada tatili yazısı ile kapatmakta fayda var.Geçen yıl yaptığımız iki Bozcaada tatili sonrası kafamızın bir köşesinde hedef olarak yer almıştı Gökçeada.Bunun yanına birde benim yeni hevesim kitesurf eklenince soluğu , Güneşin en son battığı vatan toprağı ,rüzgarı meltem adada aldık.Amacımız bir taşla iki kuş vurmaktı ,hiç görmediğimiz yeni bir yeri keşfetmek ve yarım kalmış kitesurf eğitimini tamamlamak.
Gökçeada popüler olan birçok tatil yöresinden farklı ve sanırım henüz tam olarak keşif edilmemiş olması sebebi ile halen doğallığını koruyor.Tatilden döneli henüz birkaç gün olmasına rağmen genelde nereye gittiğimi soran arkadaşların ikinci sorusu "gökçeada mı ,bozcaada mı?" oluyor.Aslında cevap kişiye göre değişir ,örneğin kitesurf cenneti olması sebebi ile Gökçeada benim için vazgeçilmez.Daha objektif bir karşılaştırma yapmak gerekirse;
- Gökçeada Türkiyenin en büyük adası ,adadaki yerleşim merkezleri arası Bozcaadaya göre daha uzak ve ulaşım imkanı arabanız yoksa zor.Dolayısı ile Arabası olmayan için Bozcaada daha cazip
- Gökçeada'nın her yeri doğal su kaynağı dolu ,tarım Bozcaadadaki gibi tek düze (bağcılık) değil.Su kaynaklarının yanına ana karaya uzaklık ve iklimde eklenince ada tam bir organik tarım cenneti.Organikçiler Gökçeada 'yı sevecektir.
- Gökçeada tatilde sportif aktivite sevenler için cennet.Sörf ,kitesurf , dalış yapmayı sevenler gökçeadayı tercih etmeli.Gece gezmesi için ise Gökçeada sıfır diyebiliriz.
- Bozcaadaya denizden ulaşım feribot ile 30-40 dk. ,Gökçeadaya ise ulaşım 2 saati bulabiliyor.
- Bozcada rakı ,balık ve mezelerin buluştuğu mükemmel mekanlara sahip, Gökçeada bu konuda nispeten daha zayıf.Ama Gökçeada oğlak ve kuzu dolu .Özgür ve mutlu kuzu ve oğlakların tadını merak edenler ,Gökçeadaya gitmeli
- Gökçeada hem konaklama hemde yemek anlamında Bozcaada 'ya göre çok daha ucuz.
-Gökçeada denizi Bozcaada'ya göre daha sıcak.
Sonuç olarak iki adada görülmeye değer.
Gelelim ulaşıma;
Biz sabaha karşı 4'te Bursa'dan yola çıktık ,sabah saat 7'de Çanakkale'de idim.Sanırım feribota yetişicem diye biraz fazla hızlı gittim,Biga civarındaki sineklerin 7 ceddi bizim arabanın ön kaputunda hayata veda etti.Çanakkale'den 20 dk.lık feribot yolculuğu ile Eceabat'a ,oradanda Kabatepe'ye ulaştık .Saat 7:30 da ,08:00 Kabatepe - Gökçeada feribotu için sıraya girmiş olmamıza rağmen ilk feribota binemedik.Bir sonraki feribot ile 1 saat 15 dk'da Gökçeada'ya ulaştık.Ulaşım ile ilgili anadoludan gelenlerin için dikkat edilmesi gereken iki nokta var;
- Çanakkale'den Eceabat'a geçerken Kabatepe-Gökçeada feribotuna bineceğinizi söylerseniz 2 kez feribot ücreti vermiyorsunuz
- Yoğun dönemlerde ve haftasonları feribot saatinden 1 saat önce feribot kuyruğunda olmakta fayda var .Feribot için önceden bilet almak veya rezervasyon yapmak mümkün değil.
Diğer şehirlerden Gökçeada'ya Uçak gibi farklı seçeneklerde var.Bu adres'te konu ile ilgili detaylı bilgileri bulabilirsiniz.
Konaklama;
Adada konaklama için butik otel,pansiyon vb birçok konaklama imkanı var.Biz konaklama için Bademli Köy'de süper manzarası olan imbroz organik hoteli seçtik.Ama otelin lokasyonun tepede olması ,araba ile ulaşımın zor olması gibi sebeplere kötü oda koşulları da eklenince otele birgece dayanabildik.Ertesi gün soluğu Aydıncık plajındaki Surf Otelinde aldık.Sörf yapacaksanız bu otel vazgeçilmez gözüküyor.Otel tam tuz gölü ve aydıncık plajı arasında kumsalda yer alıyor.Odanın camından sağa bakınca wind surf çüleri sola bakınca Tuz gölündeki kitesurf çüleri izleyebiliyorsunuz.
Güncelleme;Blog'um www.cahitadilkaner.com adresine taşındı yazının devamına yeni adresimden ulaşabilirsiniz
Hazır organik tarım işine el atmışken , uzun zamandır çeşitli yerlerde okuduğum çuvalde patates yetiştirme denemesini yapalım istedim. İşe evdeki cücüklenmiş patetesleri ayırmakla başladım.Patatesleri bıçakla 4-5 parçaya böldükten sonra, 2 tane çuvalı 15-20 cm derinlikte olacak şekilde kıvırarak içine daha önceden sebze ormanı için hazırladığım toprakla beraber patates parçalarını ektim.Ekimi bahar başlangıcında yaptığım için sulama gibi işleri doğa benim için yaptı.Patates parçaları yavaş yavaş yeşillendi ve 50 cm kadar boy attı.Bitki boy attıkça kıvırdığım çuvalı uzatarak toprak eklemesi yapacağım.Hasat için ise bitkinin çiçek açıp ,sararıp solmasını bekleyeceğim.Beklentim 2 çuval patates elde etmek,bakalım nasıl olacak.
Gelişmeleri paylaşacağım...
Güncelleme;
Blog'um www.cahitadilkaner.com adresine taşındı yazının devamına yeni adresimden ulaşabilirsiniz
Bir aydan fazla zamandır blogumuza yeni birşeyler yazmadık ama bu geçen zamanda boş durduk anlamına da gelmiyor.Geçen zamanda zeytinin bahçesine Galatasarayın şampiyonluk sevinci ve sebze ormanı projesini getirdik.
Uzun zamandır takip ettiğim bir blog adresi olan http://blog.meyvelitepe.org etkilenerek , bahçenin bir bölümünü sebze bahçesi haline getirmeye karar verdim. Hedefim kısıtlı bir alanda(yaklaşık 10 m2) mümkün olduğunca fazla çeşitte sebzeyi ,her hangi bir tarım ilacı kullanmadan organik olarak yetiştirmek.
Kendi emeğimle yetiştirdiğim ,gelişimini izlediğim sebzelerin tadına bakmak çok zevkli olacak.
Sebze yetiştirme yöntemi olarak ise sıradan yöntemler yerine kardeş bitkiler yöntemini kullanmaya karar verdim. Sebze yetiştiriciliği ile ilgili internette birçok kaynak var ,benim en çok faydalandıklarım ise http://blog.meyvelitepe.org ve http://organikoop.com/ adresleriydi.Öncelikle eski kontraplaklardan 30 cm yüksekliğinde 10 m2 lik bir ada (sandık) oluşturdum.Bunun içini ise cocopeat ,elenmiş keçi gübresi ve elenmiş bahçe toprağı ile doldurdum.Böylece sebze adasını fazlası ile geçirgen ve enerji dolu bir toprak karışımı ile doldurmuş oldum.Sebzeleri yükseltilmiş bir adada yetiştirmemin sebebi istediğim toprak karışımını rahatlık sağlayabilecek olmam , topraktan gelecek zararlıları engelleyebilecek olmam ve kontrol imkanının çok daha kolay olması.
Adamızı oluşturduktan sonra geriye sebze ormanının fidelerini yerleştirmek kalmıştı, aşağıdaki Kardeş Bitkiler tablosundan yararlanarak sebze ormanına;
- 3 adet pembe domates
- 3 adet sırık domates
- 2 adet biber
- 2 adet salatalık
- 2 adet fasulye (tohumdan)
- Kadife çiçekleri
- Fesleğenler
- Karpuz
- Kavun
- Balkabağı
- Patlıcan
- Adanın dışına soğan ,sarımsak,dereotu ,maydanoz ,marul, kekik
- Yine adanın dışına çuvalda patates
Yöntem komşularında çok ilgisini çekti , bu kadar çeşidi bu kadar bir alanda yetiştirebileceğime pek inamıyor gibiler ama yardımlarınıda esirgemiyorlar.Koşularımız sırıkların yerleştirilmesi ,domates fidelerinin budanması vb birçok konuda destek oldu.Geçen 2-3 haftalık süreçtede sebzelerin gelişimi hiçte fena değil,sebzelerin 19 Mayıs itibarı ile son durumları aşağıdaki gibi ;
Dereotları ve kardeşi Kadife
Domatesler
Balkabağı
Fasulye
Bitkilerin gelişimleri vebakımları ile ilgili detayları paylaşmaya ilerleyen günlerde devam edeceğim....
KARDEŞ BİTKİLER TABLOSU *http://organikoop.com/ adresinden alıntıdır.
Sebze
Özellik
İyi komşu
Kötü komşu
Adaçayı
Sümüklü böcekleri uzaklaştırır ve havuç sineğinden korur
Eğitim dönüşü Yalova'dan bir kasa kadife çiçeği ve fesleğen aldım. Kadife çiçeği turuncu ponpon çiçekleri ve güzel kokusu ile ilkbahardan yaz sonuna kadar bahçemizi süsleyecek , fakat bize (hatta komşularımıza da) fazla gelecek kadar almamın sebebi bu değil. Bu sene kardeş bitkiler projem kapsamında bahçenin arka tarafını sebze bahçesi haline getirdik , yükseltilmiş sebze yastıklarında organik bir sebze ormanı yaratmaya çalışacağım. Kadife çiçeğinin görevi de bizim bostana yararlı böcekleri çekmek , zararlı olanları kovmak. Çiçeğin güzel kokusu ve rengi sebze bahçesini uğur böceği ve arı gibi yararlı böceklere çekici hale getirecek. Aynı zamanda beyaz sinek, domates kurdu , salatalık böceği gibi özellikle domateslere zararlı bitkileri bostandan uzak tutacak.
Kadife çiçeği (marigold veya tagetes) , zahmetsiz oluşu ve gösterişli çiçekleri nedeniyle, sevilen bir yaz bitkisi;
TOPRAK: Kadife, toprak açısından fazla nazlı değildir. Geçirgen ve verimli toprak sever. Organik maddece zenginleştirilmiş, iyi işlenmiş her tür toprakta yetişir. Mutlu olması için toprağı suyu tutabilecek şekilde olmalıdır.
BAKIM: Dik büyüyen, etrafa hoş koku yayan, otsu, tek yıllık bir bitkidir. Güneş ya da yarı gölgede sağlıklı gelişir. Bakımı çok kolay olan kadife çiçeği, tarhlara ve bordürlere çok yakışır. Hemen her yerde rahatlıkla yetişir. Aşırı sulama ve fazla gübre kullanımı bitkinin yeşile kaçmasına neden olur ve çiçek açmasını geciktirir. Yüksek boylu olan çiçeklere daha fazla su verebilirsiniz. Solan çiçeklerin kesilmesi çiçeklenmeyi arttırır. Kadife çiçeği yapraklarının keskin bir kokusu vardır. Bu koku bazen rahatsız edici olabilir. Ama sebze bahçelerine dikildiği zaman birçok zararlıyı bahçeden uzak tutmayı başarır. Ayrıca çiçekler sebze bahçesine farklı bir güzellik katar. Çiçeklenme bittikten sonra bitki yerinde bırakılmamalı, mutlaka sökülmelidir. ÜRETİM: Kadife, bol tohum veren bir bitkidir. Bu tohumlar mart ayında bahçeye serpilir. Yerinde büyütülebilir ya da çıkan fideler başka yerlere şaşırtılır
. ÇİÇEKLERİ: Yaz başından sonbahar sonuna kadar çiçekli kalır. Çiçekleri, 5-10 santimetre aralıklarla dikebilirsiniz. Bu çiçekler, sarı, turuncu, kızıl ya da kırmızımsı kahverengi olur. Arada sizi şaşırtabilir. İki rengini bir arada taşıyan ya da beyaz, krem rengi çiçekler açan kadifeler de görebilirsiniz. Fidanlıklardan fidesini 50 Kr’ye satın alabilirsiniz.
Güncelleme;
Blog'um www.cahitadilkaner.com adresine taşındı yazılarımın devamına yeni adresimden ulaşabilirsiniz
Biz onu "Mine Çiçeği" olarak biliyoruz ,latince adı ise "Verbana Officinalis".Kırmızı , mor , eflatun ,mavi ,pembe gibi bir çok güzel rengi olan ,seyretmesi keyifli bir çiçek. Biz kırmızısını tercih ettik .Eylül ayına kadar çiçekli olacağını söylüyorlar(Nisandayız).Adı ve görünüşünün aksi pek nazlı değil .Bol güneşi ve suyunu eksik etmeseniz yeter. Sularken ise sadece toprağını ıslatmaya gayret edin.
Bahçede, balkonda yarattığı güzelliğin yanı sıra filmlerden bildiğimiz kadarı ile (henüz tecrübe edemedik :) ) yanında mine taşıyan insanlar vampirlerin etkisine girmiyormuş.
Birde sevgi hikayesi var Mine Çiçeğinin;
Hakim yetmişlerine merdiven dayadıkları halde boşanmak için başvurmuş çifte sormuş: “Bunca yıldan sonra niçin ayrılmak istiyorsunuz?”Yaşlı kadın cevaplamış: “Hakim bey bir ay öncesine kadar aklımda böle bir şey yoktu.Eşim bana mine çiçeği getirdi ,ben de çiçekleri çok severim çiçek çok sulanması gereken bir çiçekmiş ve kocam düzenli aralıklarla sulanmadığında öleceğini söyledi.Ben kemik rahatsızlıkları olan bir insanım.Geceleri uykumdan kalkıp çiçeği sulamam gerektiği halde ,bir gün fark ettim ki kocam bir kez olsun benim ağrıma rağmen gece kalkıp da çiçeği sulamadı.Bunun üzerine ben de bu kadar düşüncesiz bir insanla yaşamamam gerektiğine karar verdim.”
Hakim kadına hak vermiş ama adettendir diye bir de adama sormuş: “Senin söyleyecek bir şeyin var mı?” Yaşlı adam cevaplamış: “Eşimin anlattığı her şey doğru ,tek bir şey dışında.Mine çiçeği çok sulandığında ölür.Karımın kemik rahatsızlığı var ve iyileşmesi için düzenli egzersiz yapması gerekir ama eşim bunu yapmadığı için ben bu yalanı buldum .”Çiçeği ölmesin diye her gece kalkmak zorunda kaldı.O her uyanığında ben de uyanık olurdum,işini bitirip uyuduğunda gidip çiçeğin suyunu boşaltır,peçetelerle tprağını kuruturdum.Sonra da yatağa gelip ,bana hayatı bahşeden,canımdan çok sevdiğim eşimi doyasıya severdim……” Sevgiler
Cahit Adil Kaner